AKBÜK Tarihçesi

Aydın ili Didim ilçesi sınırları içinde bulunan Akbük Beldesi, çok eski tarihlerden bu yana yerleşim yeri olmuştur.

Akbük yöresinde ilk iskân izlerine Arkeolojik buluntulara göre Katkalitik Çağa yani M.Ö. 4000 yıllarında rastlanmaktadır.

Özellikle Saplıada ve Kömürlüada arasında Tunç çağa ait yani M.Ö. 3000 yıllarına ait buluntular ele geçmiştir.

Bu nedenle Akbük Batı Anadolunun tarih çağları öncesine ait buluntu vermesi açısından önemlidir.

Burada ayrıca Geometrik ve Miken Dönemi buluntular da ele geçirilmiştir. Arkayik Dönemde yani M.Ö. 6 yüzyılda Akbük yöresinde TEICKIOUSSA kentinin büyük bir kent olduğu bilinmektedir.

Adı Teikhes (Sur Duvar) surlu veya berkitilmiş anlamındadır. Teichioussa kenti antik bölgelerden İyonya Bölgesinin güneyinde, Milet kentinin 25 km kadar güneydoğusunda yer alıyordu.

Bu kent Atikte-Delos Birliği listelerinde Milete bağlı olarak görülür. Saplıada da M.Ö. 6 yüzyıla ait Hippedamos planlı yerleşim sonraları tahrip edilmiştir. Yerleşim etrafındaki surlar deniz tarafından yok edilmiştir.

Akbük’deki insan yaşamının kökeni ise, antik çağlara dek uzanmaktadır.

Tarihçiler Akbük yöresindeki sosyal yaşamın M. Ö. 4.000 yıllarına dayandığı ifade etmektedirler.

Akbük yöresinde oluştuğunu bildiğimiz ilk kent, Teichioussa adını taşımaktadır. Bu isim Türkçe’de, surlu duvar ya da sur duvarı anlamına gelmektedir. Söz konusu yerleşim birimi, o dönemlerde Attika Delos Deniz Birliği’ne üye ve Milet kentine bağlı bir yapılanma içerisindeydi.

Tarihin o dönemlerinde böyle bir birliğin oluşturulmuş olması, uygarlığın gelişme düzeyini ortaya koyan önemli bir göstergedir.

Söz konusu “Birlik”, Antik dönemde Ege Denizi’nde kıyısı bulanan ve ekonomisi güçlü olan kent devletlerinin oluşturduğu ticari birlik ve nitelikli bir organizasyondu.

Akbük içinde yer alan Saplıada’da M. Ö. 6. yüzyıl dolaylarında Hippedamos isimli planlı bir yerleşim birimi oluşmuştur.

Ancak daha sonra tahrip edilen bu yerleşim bölgesine ait kalıntılar bugünlere kadar kalmış durumdadır.

Akbük, tarih boyunca Menteşe Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğu toprakları içinde yer almıştır.

Akbük, Türk-Yunan nüfus değişiminin [tarihsel deyimi ile Mübadele’nin] gerçekleştirildiği 30 Ocak 1923 tarihine kadar önemli bir Rum yerleşim bölgesiydi. Yaklaşık olarak 100 hanede 400’e yakın Rum yaşamaktaydı.

1924 yılı ile 1936 yılları arasında ise Akbük, birkaç Yörük ailenin yaşadığı ıssız bir yöre idi.

1936 yılında Van'dan yapılan "Mecburi İskân" uygulaması sonucunda yöreye 10 Kürt ailesi yerleştirildi.

1945 yılında ise, komşu köy olan Kazıklı'da yaşayan fakir ailelere Akbük’de 20 yıl vadeli "Toprak Dağıtımı" yapıldı.

1945 yıllarında Akbük, Kazıklı Köyü'nün 20 haneli küçük ve önemsiz bir mahallesi halindeydi…

Daha sonra Akbük, 1955 yılında, Milas'a bağlı, 35 haneli bir köy haline geldi.

Akbük, idari birim olarak 1990 yılında Milas'tan ayrılarak Yenihisar'a bağlandı.

Bugün Akbük, Akyeniköy ile birlikte Didim’in iki beldesinden birisidir.

AKBÜK

Akbük'ün etrafı zeytin ve çam ağaçları ile kaplı olan dağlarla çevrilidir.

Didim ilçe merkezine 23 km, Aydın il merkezine 106 km uzaklıktadır. Tüm bölge, Mandalya körfezinin Akbük koyuna hakim bir şekilde 15 km'lik bir sahil şeridine sahiptir.

Ekonomisi balıkçılık ve turizme dayalıdır.Didim'e göre daha tepelik ve yüksek olduğu gibi, orman alanı ve yeşilliği daha fazladır. Akbük koyu, doğal liman özelliğine sahiptir. Civarında yat turizmi yapılmaktadır.

Akbük körfezi balıkçılık için adeta bir cennettir. Balığı bol ve çeşitlidir. Hafta sonu olta balıkçılığı için de son derece uygundur.

Akbük çok sayıda otel ve pansiyonun yanı sıra, dev yazlık siteler, kooperatiflerle çevrilmiştir. Emlak ve inşaat sektörü son derece canlıdır.

2000 yılı nüfus sayımına göre nüfusu 2.997'dir. Ancak yaz ve kış nüfusu arasında büyük farklılık vardır. Yaz aylarında nüfus katlanmaktadır.

1922'de Rum nüfusun göçü nedeniyle nüfusu azalmış 1990'lardan itibaren turizm sektörünün gelişmesiyle eski canlılığına kavuşmuştur.

Rumlardan kalan Tarihî Kilise hala sağlam olup her yıl yüzlerce turist tarafından gezilmektedir. Kilise restore edilerek 2007 yılından itibaren kültür merkezi ve kütüphane olarak hizmet vermeye başlamıştır.

Akbük'e Söke-Milas yolundan ulaşılabileceği gibi, Didim üzerinden de ulaşılabilir. Ayrıca Milas-Bodrum yolundan Kıyıkışlacık yönüne sapıldığında Akbük'e ulaşan bir orman yolu vardır. Bu yol ile Bodrum Havaalanına ulaşımı daha kolaydır.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde “Bük” sözcüğü şöyle tanımlanmaktadır;

1. Ovada veya dere kıyısında çalı topluluğu.

2. Böğürtlen

3. Akarsu kıyılarındaki verimli tarlalar.

4. Dönemeç.

Akbük; ismindeki "bük" ekini; vaktiyle çalılarla kaplı bir yöre olmasından, böğürtlenin bol olmasından veya coğrafi açıdan itibariyle dönemeç konumunda olmasından almış olabilir…

İsmin başında yer alan "Ak" sözcüğünün ise, körfezdeki deniz suyunun temizliği ve berraklığını ifade etmesi bakımından uygun görüldüğü bilinmektedir.

COĞRAFİ KONUMU

Akbük, Aydın iline bağlı Didim ilçesinin bir beldesidir.

Etrafı zeytin ve çam ağaçları ile kaplı olan dağlarla çevrilidir.

Kuzeyinde Karadiken ve kuzey/doğusunda Ilbıra Dağları; doğusunda Kazıklı Köyü, güney/doğusunda Bozbük Köyü,güneyinde Ege Denizi ve batısında Didim bulunmaktadır.

Etrafında ise, Tilki Tepesi, Kartal Tepesi, Gök Tepe ve Çam Tepe isimli tepe ve mevkiler bulunmaktadır.

Akbük'ün deniz kıyısı uzunluğu 15 kilometredir.

Yüzölçümü 25 kilometrekare olan Akbük, Çukur, Yavan ve Yarık isimli birbirinden bağımsız üç koya sahiptir.

Akbük'ün sahil şeridi Saplıada’dan başlayarak Bozbük'e kadar devam eder.

AKBÜK'ÜN HAVASI

Akbük’ün en önemli özelliklerinden birisi de, havasının bol oksijenli, temiz ve insan sağlığı için en verimli nem oranına sahip olmasıdır.

Dolayısıyla, özellikle astım hastalarına olmak üzere, solunum yolu rahatsızlığı olanlara çok iyi gelmektedir.

Geceleri özellikle dağlardan süzülerek Akbük’ü yalayan rahatlık verici bir rüzgâr esmektedir. Akbük’ün yerlileri bu rüzgâra, dağ yeli ismini vermişlerdir.

Sözünü ettiğimiz hava akımı denize kadar ulaşır.

Bu yel esmeye başladığında, önce bir müddet sıcak hava gelir.

Sonra arkasından dağın serin havası esmeye başlar. İşte bu, insanı rahatlatan enfes ve nitelikli olan havadır. Dere boyunca süzülerek gelen bu havanın içinde dağdaki her bitki türünün kokusunun karışımı vardır. Sanki bir esans bileşimidir…

Bu hava başka hiçbir yerde yoktur. Çünkü bu oluşum, yörenin topografik yapısı ile kendine özgü bir zenginliği içeren bitki örtüsünden kaynaklanmaktadır.

Ayrıca, aynı anda denizden esinti varsa, sözünü ettiğimiz dağ esintisi onu bastırır. Bu iki esintinin karışımı; Akbük’ün oksijen miktarını çoğaltır ve havayı solunumu çok daha rahat ve şifalı bir hale dönüştürür.

Akbük vadisinin havası süzme bir nitelik taşır… Akbük gündüz denizden esinti alır, gecede Llbıra dağından İşte Akbük, bki hava akımının sürekli karıştığı bir ortamda kurulmuş ve bol oksijenli havasına bu iki nedenin birlikte var olması ile sahip olmuştur.

AKBÜK’ÜN SAHİLLERİ

Akbük, halen kıyı yağması dışında kalabilmiş ender yurt köşelerinden birisidir.

Akbük’ün her yerinden denize girebilirsiniz. Sahil, beton yığınları ile, çitler ve duvarlarla halka kapatılmış değildir.

Doğal plajlar tümü ile ücretsiz olarak halkın istifadesine arz edilmiş bulunmaktadır.

Saplıada

Akbük’den Bozbük istikametine doğru yol aldığınızda ise, çam ormanlarının denize kadar ilerlediği zümrüt gibi koylarla karşılaşabilirsiniz.

Bu koyların her birinde, dilediğiniz gibi denize girebilir, piknik ya da kamp yapabilirsiniz.

Akbük kıyıları ve ormanı, özellikle kampçılar için bulunmaz bir imkân sunmaktadır.

Özellikle Akbük koyunu çeviren tepelerin dağlarla kaplı olması Akbük’ün doğal güzelliğine çok önemli katkılar sunmaktadır.

Copyright 2015. | Web Tasarım | www.akyolwebtasarım.com akyolwebtasarim.com